Kırma News

June 30, 2008

Iki kapıdan avluya girilir.; Has Odabaşı Camii

Filed under: Uncategorized — Tags: , , — admin @ 9:40 pm

Has Odabaşı Behruz Ağa Camii, bir Mimar Sinan camiidir. Etrafındaki yerleşim bölgesi de Odabaşı semti olarak adlandırılır. Çapa’ya çıkan Başvekil caddesi ile Mevlanakapı caddesi ve Ahmet Vefik Paşa caddeleri kavşağındaki Odabaşı semtindedir.

Mevlanakapı caddesindeki anakapısından avluya girildiğinde Has Odabaşı Behruz Ağa’nın mezarı soldadır. Sağda şadırvan, tuvalet,imam odaları vardır. İkinci avlu kapısı kıble yönündeki caddededir.

16. yy.da yapılan Behruz Ağa camii ahşap ve tek minarelidir. Çatısı kırma çatıdır. Dikdörtgen planlıdır ve tahta kapıdan girdikten sonraki sağlı sollu yüksek platform son cemaat yeri olarak cami içindedir. İkinci kapıdan sahına girilir.

Sütun; Kurtuba Camii

Filed under: Uncategorized — admin @ 8:50 pm

Kurtuba Camii (İspanyolcada Arapça مسجد “Mescit” kelimesinden türemiş Mezquita adıyla bilinir)İspanya’nın Cordoba şehrinde sonradan kiliseye çevrilmiş olan camidir. Endülüs Emevilerinin başkenti Kurtuba’da 600 cami vardır. Bu camilerin en anıtsal ve ihtişamlısı Kurtuba Camii’dir. Vadil-Kebir nehri kenarındaki caminin temelini 786′da I. Abdurrahman atmıştır.

Caminin kare minaresinin kenarları 8.48 m’dir. Kubbe sisteminde üst üste binen kemerlerde kırmızı beyaz mermer kullanılmıştır. Cami içinde 1293 sütun vardır (Özkeçeci, 2006:247). Bu ulu cami bugün Cordoba Katedrali’dir.

Oymalı mermer mihrabı bütün camiler içinde en güzel mihraplardandır. Duvarlarda kufi yazılar lacivert zemine altınla yazılmıştır. Minber, pek çok fildişi parçayla, değerli taşlardan altın çivilerle yapılmıştır.


Kaynaklar

İlhan Özkeçeci, Doğu Işığı: XII-XIII. yy.da İslam Sanatı, İst.2006

June 29, 2008

Iki ırkın; Üreme

Filed under: Uncategorized — Tags: — admin @ 7:05 pm

Üreme, Çoğalma olarak da bilinir, bir canlının neslini devam ettirmesi olayı. Büyüme ve gelişmesini tamamlayan her canlı çoğalma yeteğine sahip olur. Çoğalma yeteneğine sahip canlılar kendilerine benzer bireyler oluştururlar ve bu sayede nesillerin devamlılığı sağlanır.

Biyolojinin temel ilkelerinden biri “tüm canlılar kendinden önce bulunan canlılardan meydana gelir” sözüdür. Gerçekten de yaşamın temel yapısı bireylerin çoğalmasıyla gelecek döllerin oluşturulması ve genetik bilginin aktarılmasından geçer. Üremenin birimi ve taşıyıcısı hücre, türlere özgünlüğün aktarılmasını sağlayan ise kalıtım materyalidir.özellikle arılarda partenogenez diye adlandırılan üreme biçimi iki tip arı tarafından gerçekleştirilir.Kraliçe arı(2n) ve erkek arı(n) bölünmeye uğrayarak yumurta ve spermlerini birleştirir.Bunlardan birkaç yumurta erkek arıyı, birkaç yumurta kraliçe arıyı(bunlar arı sütü ile beslenir.), diğerler yumurtalar ise işçi arıları(kısır_bunlarda arı ekmeği ile beslenir.)meydana getirir.

Eskiden, insanlar canlı varlıkların cansız maddelerden oluştuğuna inanırlardı, örneğin, sineklerin çamurdan ya da etten, kurbağaların çamurdan oluştuğu gibi. Mikroskobun bulunuşu ve mikroorganizmaların saptanması sonucu bunların kökeni ile ilgili görüşlerden biri; Abiyogenez (kendiliğinden oluş, Spontan Generasyon); diğeri ise Biyogenez (Kendinden önceki bir canlıdan oluş) dur. Sonraları bir fizikçi olan Francesco Redi’nin ünlü kavanoz çalışması, açık kaptaki ette sinek kurtçuklarının oluşumu ve eti steril ettikten sonra kapalı ortamda ette hiçbir canlının kendiliğinden oluşmadığının ispatlanmasıyla abiyogenez geçerliliğini kaybetti.

Bir hücreli canlılarda çoğalma, vejetatif bölünmeyle birleşmiş ve bu sebeble normal vejetatif bölünme aynı zamanda yeni döller meydana getirilmesini de sağlamaktadır. Çok hücrelilerde ise; çoğalma, germinatif hücreler denen özelleşmiş dokuya indirgenmiştir. Somatik /vejetatif hücreler canlıda yapının oluşmasını, gelişmesini sağlayan ve bireyle birlikte ölen hücrelerdir.

Canlılarda eşeyli ve eşeysiz çoğalma olmak üzere iki çeşit çoğalma vardır.

Konu başlıkları


Eşeysiz üreme

Bir canlıdan ayrılan hücre veya hücre grubundan yeni bireylerin oluşturulmasına eşeysiz üreme denir. Eşeysiz üremede döllenme olayı olmadığından eşeysiz üreyen canlı oluştuğu canlıya kalıtsal olarak tıpa tıp benzer. Çünkü eşeysiz üreme mitoz ile gerçekleşir. Ancak mitoz bölünmede olabilecek bir ayrılmama ve mutasyon çeşitlilik sebebidir.
Eşeysiz üremeye canlıların büyüme bölgelerinden ayrılan hücre veya hücre grupları neden olduğu için aynı zamanda vejatatif üreme de denmektedir.

Eşeysiz çoğalma çeşitleri

  • Tek hücrelilerde bölünerek çoğalma
  • Rejenerasyonla çoğalma
  • Tomurcuklanarak çoğalma
  • Çelikle çoğalma
  • Sporla çoğalma


Tek hücrelilerde bölünerek çoğalma

Tek hücreliler bölünerek ürerler.Hücre hacim olarak belirli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra bölünerek yeni hücreler oluşturur.

Örnek : Paramesyum, Amip, Euglena


Rejenerasyonla çoğalma

Omurgasızlarda mezoderm ve mezoglea tabakası bulunur. Bu tabaka içerisinde embriyonik hücreler vardır. Bu tabakayı taşayan canlılardan ayrılan bir parça eksik kısımları tamamlayabilmektedir. Örneğin; deniz yıldızından kopan bir kol ana gövdedeki hücreler tarafından tamamlandığı gibi ayrılan kolun içerisindeki hücrelerde koldan yeni bir gövde oluştururlar.

Bu durum yassı solucanlarda da (Planarya) görülür.

Rejenerasyon normalde bir çoğalma tipi değildir. Tahrip sonucu canlıdan ayrılan parçadan yeni birey oluşturulur.

Rejenerasyon, kelime anlamıyla yenileme demektir. Canlılardan herhangi bir nedenle ayrılan parçalardan yeni canlılar oluşabilir. Dolayısıyla rejenerasyon bu canlılar için üreme kabul edilir. Omurgalılardaki rejenerasyona bir yaranın iyileşmesi veya kertenkelenin kopan kuyruğunun yenilenmesi örnek olarak verilir. Çünkü kopan deriden yeni bir organizma, kopan kuyruktan da yeni bir kertenkele oluşmamaktadır.


Tomurcuklanarak çoğalma

Bazı canlılarda tomurcuk benzeri çıkıntılar gelişir. Bu kısımlar ayrılarak yeni canlıyı oluşturur.

Örneğin; Hidra da bira mayasında ve süngerlerde eşeysiz üremenin bu karakteristik özelliği görülür.


Çelikle çoğalma

Bazı bitkilerden koparılan bir dal parçası, toprağa dikildiğinde yeni bitki oluşturabilir. Buna çeliklenme ile çoğalma denir. Ayrılan dal parçasının meristem tabakası yeniden kök oluşturduğundan bu parça ayrı bir fert olarak yaşayabilir. Özellikle tarımda verimliliği arttırmak, az zamanda daha çok ve daha kaliteli bitkiler yetiştirmek için kullanılan üretim metodudur.

Örneğin; kavak,çınar,meyve ağaçları,asma…. gibi bitkiler çelikleme ile üretilir. Özellikle melez olan ve eşeyli üremeyen bitkiler bu şekilde üretilir. Örneğin; Çekirdeksiz üzüm, Washington portakalı, satsuma mandalini gibi.

Vejatatif üremeye: Soğanların rizomla (küçük kök) üremesi, çileklerin sürüncü gövde ile çoğalması ciğer otunun yapraklarından yeni ciğer otlarının oluşmasnı örnek olarak gösterebiliriz.


Sporla çoğalma

Bazı canlılarda spor adı verilen üreme hücresinden yeni bireyler oluşturulur. Buna sporogoni veya sporla üreme denir.

Örneğin su yosunlarından Ulotrix, Küf Mantarı.

Mantarlarda sporla üreme karakteristiktir.

Örneklenen canlılardan bazıları eşeysiz üremeyle beraber eşeyli olarakta ürerler. Örneğin; mantarlar ve paramesyum konjugasyonla eşeyli ürediği gibi hydra ve deniz yıldızı, eşeyli üremenin en önemli yapısı olan eşey bezlerini de bulundurur.


Eşeyli çoğalma

Farklı cins iki gametin birleşmesiyle yeni canlının meydana getirilmesine eşeyli çoğalma denir. Gamet, eşey hücresi olarak tanımlanır. Bir gamet ya dişi eşey hücresidir (yumurta) veya erkek eşey hücresidir. (polen veya sperm).
Eşeyli üreyen canlılarda bir çift kromozom takımı bulunur. Bu takımın yarısı anneden yarısı babadan gelir. Bu takım kromozoma hapoid veya monoploid (n) denir. (n) haploid kromozom takımı gamette bulunur.

Bir çift kromozom takımına 2n diploid denir. Mesela; insanda 2n=46 sayıda kromozom bulunur. Somatik hücreler (vücut hücreleri) 2n sayıda kromozom taşır.

Eşeyli üreme sonucunda birbirinden farklı bireyler oluşur. Bu da populasyonlarda varyasyonu (çeşitliliği) arttırır.

Çeşitliliğin açığa çıkmasını sağlayan faktörler;

Eşeyli üremede çeşitliliği ;

  • Krosingover
  • Homolog kromozomların rastgele paylaşımı
  • Döllenme
  • Mutasyonlar
  • Ayrılmama

olayları sağlar. Mutasyonlar ve ayrılmama sık sık gerçekleşen olaylar değildir.
Eşeyli üreme sonucunda fertlerin ortama uyum özelliği adaptasyon kabiliyetleri ile artar. Örneğin; Paramesyum hücreleri direnç artırmak amacıyla eşeyli üremektedirler.


Ayrıca bakınız

  • Döllenme
  • Embriyonik gelişim
  • Çok hücrelilerde özel gelişimler
  • Yenilenme (rejenerasyon)
  • Yaşlılık ve ölüm

Ahşap kırma çatılıdır; Emir Buhari Camii

Filed under: Uncategorized — admin @ 10:00 am

Emir Buhari Camii İstanbul’da Edirnekapı’daki cami. Cami ve tekkenin vakfiyesi 1530′dur. Emir Buhari adına Kanuni Süleyman inşa ettirmiştir. Halveti tekkesi idi. Kagir yapının mimarı Mimar Sinan’dır. 1853′de cami yenilenmiş, 1942′de yıkılmıştı. Tuğla minaresi, ahşap iki katlı harimi ve mezarlığı vardır.

Piyade tüfeklerinden farklı olarak; Taarruz topu

Filed under: Uncategorized — Tags: — admin @ 7:10 am

Üzerine top veya obüs yerleştirilmiş motorlu bir araca takılı veya zırhlı şaşiye taarruz topu denir. En önemli görevli çatışma sırasında doğrudan düşmanla çarpışarak öndeki piyade birliklerine destek olmaktır.

Tarihte genel olarak taarruz topları tank şasilerinin üzerine monte edilen top veya obüsten oluşmuştur. Bundaki en önemli amaç hem ucuza gelmesi hem de mekanik olarak daha az sorun yaratması idi. Zırhının fazla olmaması sayesinde bu topların ön kısmlarına daha kalın ön koruma takılıp daha güçlü toplar yerleştirildi.

June 28, 2008

Avluya; Akûli Camii

Filed under: Uncategorized — admin @ 11:35 pm

Akûli Camii, Bağdad, Şorca’da Akûliye Mahallesi’nde bulunur.

1327 yılında yapılan ve adını bitişiğindeki türbede yatan ve Mustansıriye Mederesesi’nde ders vermiş olan Şafiî mezhebi fakihlerinden İmam Akûli(1240-1327)’den alan cami, 1683’te Mehmed Paşa; 1760’ta Süleyman Paşa; 1763’te Vali Ömer Paşa; 1902 yıllında Sultan II. Abdülhamid; 1928’de de Irak Vakıflarınca tamir edilmiştir.

Şorca’da, mahalle ve evler arasına sıkışmış durumda olan cami’e doğudan bir kapıyla girilmektedir. Dar avlusunun batısında hizmet binaları; kuzeyinde bugün liseye dönüştürülmüş ve cami avlusundan ayrılmış medrese kısmı, güneyinde cami ve türbe yer almaktadır. Giriş kapısının avluya bakan sivri kemer alınlığında lâcivert zemin üzerine beyaz nesihle yazılmış kitabe ve Sultan II. Abdülhamid’in tuğrası bulunmaktadır. Kapı kavsarası tonozla örtülmüştür. Son cemaat yerinden sonra minareye kadar uzanan duvar üzerinde 2 mermer kitabe mevcuttur.

Tüfeklere verilen genel ad.; Retikülositoz

Filed under: Uncategorized — admin @ 9:15 pm

Retikülositoz, retikülositlerin (olgunlaşmamış alyuvarlar) artışı durumuna verilen isimdir. Anemilerde genellikle rastlanılan bir durumdur. Retikülosit olgunlaşmamış (immatür) eritrosite (alyuvara) verilen isimdir. Retikülositler özellikle kaybolmuş kanın rejenerasyonunda (yeniden oluşumunda) görülürler.

Sütunludur.; Kürkçübaşı Ahmet Şemsettin Camii

Filed under: Uncategorized — Tags: — admin @ 6:55 pm

Şehremini’de Millet caddesi ile Topkapı caddesi kavşağındaki cami Kanuni devrinde 1571′de yapılmıştır. Kargir, ahşap kırma çatılıdır, minaresi sağdadır. Son cemaat yeri 4 sütunludur ve sütun başlıkları korent tipidir.

Birbirine yakın iki kapıdan avluya girilir. Soldaki kapıdan girilince tuvalet aşağıdadır. Sağdaki kapıdan sağa doğru uzayan bahçenin üstü mezarlıktır.

Minaresinde bir güneş saati vardır.

Da birinin daha; Önek

Filed under: Uncategorized — Tags: — admin @ 6:30 pm

Önek, öntakı ya da prefiks (Fransızca: préfixe): Kök sözcüğün başına gelen eklere denir. Türkçe sondan eklemeli bir dil olduğundan ön ekler ile yeni sözcük türetimi yapılmaz. Türkçe kökenli tek ön ek, sıfatların başına gelerek anlam güçlendirmeye yarayanlardır. Sözcüğün ilk iki harfini alarak P, M ya da S ünlülerinin herhangi birinin kullanılmasıyla oluşturulur.

P : r, s, k, g, t, d, z - Kapkara, Sapsarı
m : b, y - Bembeyaz, Yemyeşil
s : p, m, b, f ,v - Pespembe, Basbayağı

Birbirine bitişik iki; Kayseri’de taş ve ahşap işlemeciliği

Filed under: Uncategorized — Tags: , , — admin @ 6:05 pm

Kayseri, Mimar Sinan ‘ın memleketi olarak mimaride olduğu kadar taş ve ahşap oymacılığında da oldukça ileridir. Sinan’dan önce 1238 yılında Selçuklu hükümdarı I. Alaeddin Keykubad’ın karısı Mahperi Hatun tarafından yaptırılan Hunat Camii ve Külliyesi’nin taş ve ahşap işlemeciliği orijinal halini korumaktadır. Ortasındaki kubbesi ve minaresi sonradan inşa edilen külliyenin doğu ve batısındaki tac kapıları Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Hunat Camii Külliyesi sağlam kesme taş işçiliği ve kaleyi andıran duvarlarıyla dikkati çeker.

Kayseri ili sınırları içerisinde yer alan Sultanhanı’nda da aynı üslubun uygulandığı taş işçiliği görülür. Keza; İstasyon Caddesindeki Hacı Kılıç Camii ve Medresesi ise II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in oğlu II. İzzeddin Keykavus zamanında 1249 - 1250 tarihinde yaptırılmış olup, birbirine bitişik olan cami ve medresenin kapıları da tıpkı Hunat Hatun Külliyesinde olduğu gibi ayni ustaların elinden çıkmışcasına aynı zarafettedir.

17. yüzyılda yapılan, Cumhuriyetin ilk yıllarında tadilat edilen Güpgüpoğlu konağında da yüzlerce yıl önceki desenlerin benzeri ağaç oyma bezemeler mevcuttur.

Yüksek olan çeşitli tiplerde; Huna

Filed under: Uncategorized — Tags: — admin @ 3:20 am

Huna, 18.yy. sonlarından itibaren Hıristiyanlaştırılan Hawaii’nin unutturulmuş eski ezoterik tradisyonuna verilen addır.

Hawaii yerlilerine göre, Huna, kendilerine, vaktiyle Büyük Okyanus’da yer alan, bir yıldız sisteminden gelenlerin yerleştiği ve üzerinde ileri bir uygarlığın mevcut olduğu bir kıtanın halkından (“gizli gücün halkı”) miras kalmıştır.

Huna’ya göre, insan bedeninden dalgalar halinde yayılan, mucize ve şifa denilen olaylarda rol oynayan bir güç mevcuttur ki, insan, solunum ve zihin egzersizleriyle bu gücü kullanma becerisini kazanabilir. Çeşitli tradisyonlarda prana,qi, manitu vs. çeşitli adlarla belirtilmiş olan evrensel yaşam gücü kavramının Huna’daki karşılığı olan bu güce “mana” adı verilir.


Kaynakça

  • Encyclopedia of Mystical& Paranormal Experience, Rosemary Ellen Guiley

June 25, 2008

Iki kategoriye; Makineli tüfek

Filed under: Uncategorized — Tags: , — admin @ 9:55 pm

Makineli tüfek tam otomatik ve/veya portatif silahtır, genellikle şarjör, mermi kayışı veya büyük kapasiteli magazinlerden mermi alarak ve yine genellikle dakikada birkaç yüz mermi atma oranıyla tasarlanmışlardır. İlk makineli tüfekler bir el kolunun çevrilmesi gibi, manuel olarak kullanılıyordu. Birleşik Devletler kanunlarında terim olarak, özellik kullanılmamak suretiyle tam otomatik silahları tanımlar, örneğin medya haberlerinde veya yasal kodlarda.In United States law, a Machine Gun is defined (in part) by The National Firearms Act of 1934, United States code Title 26, Subtitle E, Chapter 53, Subchapter B, Part 1, § 5845, as “… any weapon which shoots … automatically more than one shot, without manual reloading, by a single function of the trigger.”

Konu başlıkları


Genel Bakış: Kalibreler

Bir makineli tüfeğin kalibresinin üst limitini belirtmek için iki farklı tanımlama kullanılır:

  1. 12.7 mm (.50 kalibre)’den büyük kalibreler veya
  2. 20 mm.’den büyük kalibreler büyük kalibreli otomatik silahlar genellikle otomatik toplar şeklindedir. Bunlar arasında her iki isimle anılan ve diğer özelliklere göre değişen silahlar da vardır; örneğin yaklaşık 15 mm silahlar, otomatik top veya makineli tüfek olarak düşünülebilir.

Diğer bir etken silah konvansiyonel patlayıcı toplarıdır. Yüksek kalibreli patlayıcı mermi kullanan otomatik silahlar, otomatik toplar veya otomatik bombaatarlardır. Makineli tüfekler yüksek bir kalibreye namlu uzunluğu oranına eğilimlidirler (uzun namluya küçük kalibre).

İki makineli tüfek devri vardır: Manuel makineli tüfekler devri ve otomatik makineli tüfekler devri. Teknolojik gelişme bir dizi otomatik özelliklerin gelişimini sağladı (zincirleme cephane gibi). Manuel çok atımlı araçların zamanı yüzlerce yıl öncesine dayanır; fakat manuel ve otomatik makineli tüfekler 1800′lerin son yarısına denk gelir. Manuel makineli tüfekler kolla kullanılan krank mekanizması ile çalıştırılırlardı ve kol döndürüldükçe ateşleme ve yeniden yükleme gerçekleşirdi, karşılık olarak otomatik makineli tüfeklerde basit bir tetik mekanizması mevcuttur. Daha bir çok önemli fark bulunmasına rağmen en önemli gelişim daha yüksek ateş oranına izin vermesidir.

Manuel makinalı tüfekler, manuel yaylım ateşi yapan silahlar gibi ilk kez Amerikan İç Savaşı’nda kullanıldı. Mitralyöz ve “coffee gun” manuel ateşlemeli ve doldurma hunisinden mermiler ile beslenen otomatik doldurmalı olarak kullanıldı. Mitralyöz - manuel çalışan dönen makinalı tüfek- 19. yüz yıl sonlarında bir numaralı silah olacaktı, bununla birlikte bir çok farklı model değişik kullanım açılarıyla üreetildi (Nordenfelt makinalı tüfeği). İlk otomatik makineli tüfek kayış cephaneli tek namlulu ve otomatik dolumlu geri tepme kullanımlı Maxim tüfeğidir. Bu mermi enerjisi kullanımı ayrıca neredeyse diğer tüm 20. yüzyılın yarı ve tam otomatik silahlarında gelişim yarattı.

Modern otomatik makineli tüfeklerin başlıca iki işleme sistemi gaz işleyişli (yanan barutun gazını hareket çevrimine dönüştürür) ve geri tepme işleyişlidir (mermiyi boşaltımını geri tepme olarak çevrim hareketine dönüştürür). İlk gaz işleyişli makineli tüfek M1985 Colt-Browning makineli tüfeğidir. Diğer (daha küçük) tip dıştan çalıştırılan makineli tüfektir. İnsan gücü veya mermi enerjisinden ziyade, üçüncü bir kaynak (elektrik motoru gibi) kullanılır; bu tipler artık daha özel isimlerle anılmaktadır (minigun, Chaingun). Modern makineli tüfeklerin en yaygın tipi otomatik, geri tepme işleyişli ve kayış beslemeli tiptir. Elektrikli ve mitralyöz tipi makineli tüfekler savaş uçaklarında ve diğer araçlarda yaygındır.


Modern Makineli Tüfekler

Her mermi için bir kez tetiğe basılan yarı otomatik silahların aksine, makineli tüfek, tetiğe basılı tutulduğu sürece ve mermi ile beslendiği sürece ateş etmek üzere tasarlanmıştır. Siviller tarafından genellikle tüm tam otomatik silahları tanımlamak üzere kullanılan “makineli tüfek” terimi, askeri dilde, elle ateşlenen göreceli olarak ağır silahlarla sınırlandırılmış, sürekli veya sık atışlı olarak cephanenin izin verdiği kadar otomatik ateşlenen silahlar için kullanılır. Makineli tüfekler savunmasız veya az savunmalı kişilere veya önleme ateşini desteklemek için kullanılması normaldir.

Bazı makineli tüfekler saatlerce sürecek önleme ateşi için denenmiştir, diğer otomatik silahlar bir süre kullanıldıktan (bazen bir dakika bile olmadan) sonra aşırı ısınabilir. Bütün makineli tüfekler atışlar arasında namludan hava soğutmasına izin veren açık mandaldan atış yaparlar. Ayrıca namlu soğutma sistemlerine de veya ısınan namlunun değiştirilmesine izin veren çıkartılabilir namlulara sahiptir.

Hafif makineli tüfek, Orta makineli tüfek ağır makineli tüfek veya genel amaçlı makineli tüfek olarak alt dallara ayrılmasına rağmen, en hafif makineli tüfek bile daha büyük ve daha ağır olma eğilimindedir. Manga otomatik silahları (SAW), hafif makineli tüfeklerin bir versiyonudur ve sadece bir kullanıcı (bazen bir de cephane taşıyıcı gerektirir. Orta ve ağır makineli tüfekler üç ayak ya da bir aracın üzerine monte edilebilir; insan taşıdığı zaman, makineli tüfek ve radımcı ilaveler (üç yaka, cephane, yedek namlular vs.) ek olarak insan gerektirebilir.

Başlıca makineli tüfekler şerit beslemelidir, buna rağmen bazı hafif makineli tüfekler silindir veya kutu magazinlerden beslenebilir ve bazı araca bağlı makineli tüfekler besleme hunisinden mermi alabilir.

Diğer otomatik silahlar mermi boyuna ve merminin olumlu kilit kapalı mandal veya olumlu olmayan açık mandaldan ateşlenmesi gibi bir kaç kategoriye bölünmüştür. Tabanca kalibreli cephane kullanan tam otomatik silahlar, makineli tabanca (genellikle boyut kapsamında) olarak adlanırılabilirler; tam güçlü tüfek mermisini kapalı mandaldan ateşleyen seçici ateş tüfekleri, otomatik tüfekler olarak adlandırılır, bunlardan geri dönüşü güç ile tüfek mermisi kullananlar saldırı tüfeği olarak adlandırılırlar.

Makineli tüfeğin yer savaşında birincil rolü düşman üzerine, saklanmaları ve etkili olmamalarını sağlayan önleme - destek ateşi yapmaktır. Bu hem düşman saldırısını durdurur hem de dost kuvvetlere düşmana saldırma sırasından daha az risk sunar.

Hafif makineli tüfekler basit demir nişangâhlara sahiptir. Yaygın bir nişan alma sistemi katı (yuvarlak) turlar ve izli mermi turlarıyla takip edilir (genellikle dört yuvarlak mermi ardından bir izli mermi şeklindedir), böylece nişancı mermi yolunu görebilir ve hedefe doğru hareket ettirebilir, ayrıca diğer askerlerinde ateşine yön verebilir.

Piyade tüfekleri tabanca kalibreli hafif makineli tüfek ile geleneksel tam güçlü kartuş ateşli tüfek karışımıdır, tek atış, tek basışla birkaç atış ve tam otomatik atışa izin vermektedir(seçilebilir atış).

50 kalibrelik Browning M2 gibi bir çok ağır makineli tüfek hedefleri uzak mesafelerden vurabilecek hassasiyettedir. Vietnam Savaşı sırasında, Carloss Hathchock 50 kalibrelik, dürbünlü görüşile donatılmış ağır makineli tüfeği ile 2250 metreden hedefini vurarak rekor oluşturdu. Bu olay Barrett M82 gibi 50 kalibrelik anti-materyal sniper tüfeklerinin tanıtımına öncülük etti.


Bileşenleri

Bütün makineli tüfekler şu bileşenlere sahiptir:

  1. Hazneye yükleme için bir besleme sistemi. Fişekler, hazneye farklı yollarla beslenirler, en yaygın yöntem magazin veya mermi kayışıdır.
  2. Ateşleme için bir tetik sistemi. Asıl tetik, mandalı yakalamak için bir emniyet tetiği, bir mandal ve ateşleme pini we diğer mekanizmalar. Tipik olarak, tetiği çekiş namludaki mermiye vurmaya neden olur ve emniyeti engeller. Bu tetik serbest bırakılana kadar sürekli devam eden bir atış sağlar. Bir emniyet tetiği daha sonra mandalı veya ateşleme pini durdurur. Böylece makineli tüfek ateşleme turunun bir yerinde durur.
  3. Harcanan veya ateşlenmeyen mermiyi tahliye eden bir sistem. Genellikle çok basit bir mekanizmadır: mandalın yanındaki pim, kartuşun sırtını tutar ve boşaltma noktasına doğru hafifçe vurur.

Bu bileşenler tahrik edilmesi gereken bir mekanizmayı oluşturur. Eğer kartuşun geri tepmesiyle tahrik ediliyorsa geritepme işleyişli olarak, ateşlenen kartuşun oluşturduğu gaz ile tahrik ediliyorsa gaz işleyişli olarak adlandırılır. Motor gibi bir dış etkenle tahrik ediliyorsa genellikle chain gun olarak adlandırılır.


İşleyişi

Bütün makineli tüfekler şu çevrimi takip eder:

  • Harcanan kartuşu çıkartan tahliye portu.
  • Tetik mekanizmasını hazırlama , silahı tekrar ateşlemeye hazırlar.
  • Bir sonraki kartuşu ateşleme çemberine yükleme. Genellikle yay gerilimi veya bir döndürme yeni kartuşu döndürür ve ateşleme çemberine geri sürer.

Bir mekanizma ateşleme pininin kartuşu ateşlemesini sağlar boşaltma ve doldurma adımlarını etkinleştirir. Çevrim tekrarlanır. Bütün bu çevrim saniyenin küçük bir parçası kadar sürer böylece birsaniye içinde bir çok atış sağlanır. İşleyiş bu meanizmalarının etkinleşmesi ne olursa olsun, basitçe aynıdır. Örneğin:

  • Makineli tabancalar genellikle gazın geri tepmesi ile çalışır.
  • Otomatik tüfeklerin çoğu ve özel otomatik silahlar gazla harekete geçer. Bazı silahlar (AR-15 ve M-16 gibi) sürgü ile bütünleşir. Diğer modeller (M15 ve AK-47 gibi) tabancaya bir sürgü ile eklenir ki bunlar kilitsizdir ve sürgünün çalışmasını sağlar.
  • Geri tepmeyle çalışan bir makineli tüfek geri tepmeyi ilk kiliti çözmek ve ateş açmaya başlamak için kullanır. M2 .50 and Browning .50 gibi ağır makineli tüfekler bu çeşite örnek olarak gösterilebilir. Bunlar ilk atışı beslemek için büyük bir horoz kaldıracına ihtiyaç duyması ile tanınırlar.
  • Dıştan çalışmalı bir makineli tüfek örnek olarak gösterebilecek bir elektrik motoru, hatta seri ateş edebilmek için bir el krankı gibi bir güç kaynağı kullanır. Bu çeşitteki modern silahların çoğu mekanizmalarından dolayı zincir silahları olarak adlandırılır. Gatling silahları ve revolverler birkaç namluya ya da bir karusel nişanlayıcı üzerinde fişek yatakları ve bir kameraların sistemi, ki bunlar seri atışlar için her bir mekanizmayı doldurur, horozu kaldırır ve ateşler. Bir eksen etrafında dönen bu hareket inanılmaz bir ateş oranı sağlar; dakikada sık sık birkaç bin mermi ateşlenir. Zincir silahların hepsi çok amaçlı namlular ve fişek yatakları kullanmaz. Harici güç kaynağı isabetsiz atışları durdurduğu zaman zincir silahların atış frekansını bozmak için çok az bir kısmı gaz geri tepmeli bir silahtan daha eğimlidir. Eğer fişeğin gücünden gelen mermiyi atmak için bu kuvvet gerekliyse bu mümkün değildir. Zincir silahlar genellikle büyük fişekler ile birlikte kullanılır ki bu anlar 20 mm çaplı ya da daha büyük çaplıdır. Kimis is küçük fişekler kullanır. M134 minigun buna örnek olarak gösterilebilir. Daha küçük fişekler ateşler. Bunlar hernekadar güç kaynağının büyüklüğü ve ağırlığı ile sürüş mekanizması bir aracın dışında ya da bir hava savunma tepesinde kullanmak yüzünden onları yararsız yapar.

Ağır makineli tüfekler genellikle su / hava soğutmalı veya değiştirilebilir namluludurlar. Değiştirilebilir namlular, namlunun aşırı ısınmasını engellemek için periyodik olarak değiştirilmelidir. Uzun süreli sürekli atışlarda namlu sıklıkla değiştirililerek soğuması sağlanmalıdır. Bu değişimi azaltmak için çoğu hava soğutmalı silahlarda sadece darbeli atışlar ya da kısa süreli sürekli atışlar yapılır.

Makineli tüfeklerin tamamı ilk atak saldırısı için kullanılmaz. Geri tepmeli makineli tüfekler çoğu zaman yerde kullanılır. Atış hâlindeki bir silahın mil dirseği tarafından ateşleme pini döndürülür. Bazı otomatik tüfeklerin ilk ateşlenmesi elektrik ile olmaktadır.

Merminin namluya sürülmesi ve ateşlenmesi aynı zamanda gerçekleşen silahlarda,merminin namluya sürülmeden ateşlenmesini önlemek için, atıcının güvenliğini sağlamak amacıyla,mekanik zamanlama gereklidir.Bu ,özellikle 40mm bombatar gibi yüksek patlayıcılı mühümmatların ateşlendiği silahlarda çok daha önemlidir.

Makineli tüfekler bir ya da daha fazla mekanik emniyet tetiği tarafından kontrol edilir. Bir emniyet tetiği sürgüyü durdurarak merminin aynı noktaya düşmesini engeller. Bazı emniyet tetikleri ise geriye kilitlendiklerinde dururlar. Diğer emniyet tetikleri mermi fişek yatağına girdiği zaman kilitlenir ve ateşleme pinini durdurur.

Hemen hemen tüm silahların tetiği basitçe ateş etmekten alıkoyan bir emniyet tetiği vardır.

June 24, 2008

Yüksek olan çeşitli; Termonükleer silah

Filed under: Uncategorized — Tags: , — admin @ 8:50 am

Döteryum ve trityum gibi hafif hidrojen radyoizotoplarının yüksek sıcaklıklarda kaynaşarak, çok daha ağır atomlara sahip helyum a dönüşmesiyle büyük miktarda enerji açığa çıkaran silah, hidrojen bombası. Gerekli yüksek sıcaklık fizyon ( atom bombası ) vasıtasıyla elde edilir.

Bitişik iki namlu; M-1931

Filed under: Uncategorized — admin @ 2:55 am

B-4 203-mm lik (8 inç) Sovyet yapımı ağır sınıf bir obüstür. Obüsün resmi adı 203-mm obüs model 1931 (Rusça: 203-мм гаубица образца 1931 года (Б-4)).Bu obüs özellikle şehir çatışmaları sırasında Nazi Alman ordusuna ait sığınak ve binaların yıkılmasında büyük fayda sağlamıştır.


Kaynakça ve dış bağlantılar

  • Shunkov V. N. - The Weapons of the Red Army, Mn. Harvest, 1999 (Шунков В. Н. - Оружие Красной Армии. — Мн.: Харвест, 1999.) ISBN 985-433-469-4

Güneş saati; Güneş yarıçapı

Filed under: Uncategorized — Tags: , — admin @ 1:15 am

Gökbilimde, Güneş yarıçapı yıldız ve gökadaların boyutlarını tanımlamakta kullanılan bir uzunluk birimidir. Güneş’in yarıçapına eşittir:

<math>R_{\bigodot} = 6.960\times 10^8\hbox{ m} = 0.00464912633\hbox{ AU}</math>

Güneş yarıçapı Yer’in yarıçapının 110 katıdır.

June 23, 2008

Bir güneş; Güneş püskürtüsü

Filed under: Uncategorized — Tags: , — admin @ 3:10 pm

Güneş püskürtüsü Güneş’in gazyuvarında (atmosferinde) gerçekleşen yeğin patlamalara verilen addır. Bu patlamalar milyarlarca megaton gücünde olup, genelde saatte 1 milyon km/saat hızla hareket ederler. Bu piskürtmeler yeryüzündeki iletişim ve güç ağlarını olumsuz yönde etkileyebilirler.

Konumsal olarak, Güneş’in tacında ve renkyuvarında (kromosferinde) bulunurlar. Onlarca milyonluk kelvin derecesine kadar ısınan plazma, eksicik ve önelcikleri çok yüksek hızlara ulaştırır. Üretilen elektromıknatıssal ışınım radyo dalgalarından gamaya kadar geniş bir tayf aralığını kapsar.

Güneş püskürtmeleri ilk olarak 1859 yılında gözlemlenmiştir.

Karışımlı duvarlı kırma; Gündoğan, Ceyhan

Filed under: Uncategorized — Tags: , — admin @ 4:45 am

Gündoğan, Adana ilinin Ceyhan ilçesine bağlı bir köydür.

Konu başlıkları


Tarihi

köyün eski adı Hurşudiye^dir. Adını yıllar önce köye gelen nüfus memurundan aldığı söylenir. Köyün kurucuları Karamandan Selanik Yenişehir (Larissa) e oradanda Adanaya göç etmiştir.
1897 yılında Veyis Ağa oğlu Ahmet Ağanın çocukları Hasan, Mustafa ve İbrahim Ağalar tarafından kurulmuştur.


Kültür

Gündoğan tipik bir selanik muhaciri köyüdür. Her evde birer muhacir fırını (iglo şeklinde) bulunur. Mısır unundan yaptıkları kaçamak, et suyundan yaptıkları papara, sütlü tarhana çorbası ve kırma muhacir pidesi köylüye has yemeklerdir.


Coğrafya

Adana iline 60 km, Ceyhan ilçesine 25 km uzaklıktadır. Köy Cebeli-nur dağı eteğinde kurulmuştur.


İklim

Köyün iklimi, Akdeniz iklimi etki alanı içerisindedir.


Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 334
1997 292


Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.


Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - HÜSEYİN DAĞLI
1999 - CELAL DAĞLI
1994 - HÜSEYİN GÜL
1989 -
1984 -


Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi yoktur ancak ptt acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


Dış bağlantılar

  • Yerelnet

June 22, 2008

Ve fişek; Nusret Hasan Fişek

Filed under: Uncategorized — Tags: , — admin @ 12:20 pm

Prof.Dr.Nusret Hasan Fişek, (d 21 Kasım 1914 - ö 3 Kasım 1990)

  • Kurtuluş Savaşı’nın önde gelen komutanlarından Tümgeneral Hayrullah Fişek’in oğludur.
  • 1933 Üniversite Reformu’nun mezun ettiği ilk kuşaktan olan Prof. Dr. Nusret H. Fişek, bu ilerici yaklaşımı, bütün yaşamı boyunca korumuştur. Tüm insanların sağlık hakkı için savaşım vermiştir.
  • Tüm yaşamını, gücünü, bilgisini ve olanaklarını paylaşmaya; herkese sağlık hizmetinin ulaştırılması için savaşmaya adamıştır.
  • Her dönem, sağlıklı yaşam için nerede bir hizmet gereksinmesi varsa oraya koşmuştur. Onun için de, Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü Aşı ve Kontrol Laboratuvarı Şefliği’nden, Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığı’na, Üniversite Öğretim Üyeliği’nden, Türk Tabipleri Birliği Başkanlığı’na kadar birçok yerde çalışmıştır.
  • Savaşımındaki önemli köşetaşlarından ikisi “Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun” ile “Nüfus Planlaması Kanunu”nun çıkarılmasıdır. Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığı dönemindeki bu kalıcı yapıtlarını, Üniversite’de de Toplum Hekimliği ve Nüfus Etüdleri Enstitülerini kurarak bütünlemiştir.
  • Çalışmaları yalnızca ülkesinde değil, uluslararası bilim çevrelerinde de yankı yapmıştır. Bir çok uluslararası kuruluşta görev almış, ödüller ve onur belgeleri kazanmıştır.
  • Prof. Dr. Nusret H. Fişek, demokrat bir insandı. Bunu yaşamının en olgun dönemini ve tüm deneyimlerini, bir toplum örgütü için kullanarak kanıtladı. Kendi savaşım çizgisi ile Türk Tabipleri Birliği’ninkileri ustaca kaynaştırdı. Türk Tabipleri Birliği’nin saygınlığını, etkinliğini geliştirildi; kurumsallaşması için uğraştı.
  • Barışçı bir kişiliğe sahipti. Hem kendisiyle barışıktı; hem de insanların birbirine hoşgörüyle, saygıyla, sevgiyle yaklaştığı, sömürüsüz bir yaşam biçimi görmek istiyordu.
  • Ona göre hekimlerin meslek ahlak kuralları, insan hakları uğraşından soyutlanamazdı; birlikte yoğrulmuşlardı.
  • O sağlıkçılar için başöğretmendi. Toplum içinse, Uğur Mumcu’nun deyimiyle “kalpaksız kuvayı milliyeci”.


Bağlantılar

  • Yaşam Öyküsü
  • Fişek Vakfı

June 21, 2008

Cami Kanuni devrinde 1571′de; Mersiye

Filed under: Uncategorized — Tags: — admin @ 1:10 pm

Mersiye, bir edebiyat terimi.

Divan edebiyatında ölen bir kimsenin yiğitliğini, cömertliğini iyiliğini, yaptıklarını övmek ve ölümünden duyulan acıyı dile getirmek için yazılan şiir türüne mersiye adı verilir. Kutsal günlerde, ölüm törenlerinde mersiye okuyan kişiye de mersiyehan denir. Mersiyeler genellikle mesnevi ve terkib-i bent nazım biçimlerinde yazılmıştır. Ünlü divan şairi Baki’nin Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümü üstüne yazdığı Kanuni Mersiyesi, bu türün en güzel örneklerindendir. 8 beyitten oluşur. Arapça ve Farsca kelimeler cok olduğundan dili ağırdır. Aruz ölçusüyle yazılmıştır.

Diğerinin; Emek fazlası

Filed under: Uncategorized — Tags: , — admin @ 1:35 am

Emek fazlası, Karl Marx`ın politik ekonomiyi eleştirisinde kullandığı bir kavramdır. İşçinin geçimini sağlayabileceğinden (”zorunlu emek”) fazla üretmesi sonucu ortaya çıkan emeğe denir. Marksist ekonomiye göre emek fazlası genellikle “ödenmemiş emek”tir ve emek fazlası kapitalist sistemin karının kaynağını oluşturur.


Emek fazlasının kaynağı

Marx, emek fazlasının kaynağını Kapital`in bir bölümünde şöyle açıklar:

“İnsanların, kendilerini hayvanların bulunduğu düzeyin üzerine çıkartmalarından ve böylece de emeklerinin bir ölçüde toplumsallaşmasından sonradır ki, birinin artı-emeğinin, bir diğerinin varlık koşulu olduğu durumlar ortaya çıkmıştır. Uygarlığın şafağında, emeğin kazandığı üretkenlik azdır, ama, aynı şekilde, gereksinmelerini karşılama araçları tarafından ve onlarla birlikte gelişen gereksinmeleri de azdır. Ayrıca, bu ilk dönemde, toplumun, başkalarının emeğiyle yaşayan kesimi, doğrudan doğruya üretici olan kitle ile karşılaştırıldığında, son derece küçüktür. Emeğin üretkenliğindeki gelişmeyle birlikte toplumdaki bu küçük kesim de, hem mutlak ve hem de nispi olarak artmıştır.[3] Bundan başka, sermaye, beraberinde getirdiği ilişkilerle birlikte, uzun bir gelişme sürecinin ürünü olan ekonomik bir topraktan doğar. Sermayenin temeli ve çıkış noktası hizmetini gören emeğin üretkenliği, doğanın değil, binlerce yılı kucaklayan bir tarihin armağanıdır.” [1]

Marx`a göre emek fazlasının belirgin bir hale gelmesi ticaretin gelişmesiye ve toplumun sosyal sınıflara ayrılmasıyla yakından ilgilidir. Kısa bir süre sonra üretim fazlası ortaya çıkmaktadır. Bundan sonraki kısım üretilenin nasıl dağıtılacağı gibi ahlaki-politik bir sorudur. Güçlü olan güçsüzü yener, yani büyük olasılıkla üst tabaka emek fazlasının kontrolünü ele alacak ve diğerlerinin emeğiyle yaşayacaktır.

Newer Posts »

Powered by WordPress